24 Ağustos 2015 Pazartesi

#kisakitaplarfestivali @instagram


Herkese merhaba!

Yeni yeni etkinlikler yapmadan duramayan ve bu etkinliklerle bizim de içimizi kıpır kıpır eden pinuccia'nın başlattığı Kısa Kitaplar Festivali için şimdilik fotoğraftaki kitapları seçtim kitaplığımdan.

Ama tabii önce bu festivalden bahsetmek gerekecek. Ne mi yapıyoruz? Kitaplığımızdan her pazartesi 150 sayfanın altında bir kitap seçerek o hafta boyunca bu kitabı okuyup bitiriyoruz. Bu sayede hem okuma hızımızı artırıyor hem de kitaplığımızda bekleyen okunmamış kitap stoğunu eritmeye başlıyoruz. Bence mükemmel bir konu seçimi.


Gelelim benim kitap listeme:

Selvi Boylum Al Yazmalım - Cengiz Aytmatov
Yerlilerin Gözyaşları - Bartolomeo de las Casas
Klişeler Kitabı - Levent Tülek
Hacı Aga - Sadık Hidayet
Julius Caesar - William Shakespeare
Yeraltından Notlar - Dostoyevski
Ceza Sömürgesi - Franz Kafka
Asılacak Kadın - Pınar Kür
Foto Sabah Resimleri - Ayşe Kulin
Kelebek ve Dalgıç - Jean Domonique Bauby
Tersine Dünya - Orhan Kemal

Muhtemelen okuma sırası ruh halime göre değişecektir, o nedenle fotoğraftaki diziliş sırasına göre bir liste yaptım.

Eee, madem pinuccias yepyeni bir şenlik başlattıysa, bize de katılmak düşer.

Kitap Yorumu #1 | Dünya Ağrısı - Ayfer TUNÇ

Herkese merhaba!

Ayfer Tunç ile tanışmam, Can Yayınları'nın D&R ile birlikte her yaz döneminde yaptığı 5 TL kampanyası sayesinde oldu. Kendisi daha önce okumadığım bir yazar olmasına karşın, Türk edebiyatına olan merakım neticesinde tanıma fırsatı bulduğum ve benim için yepyeni ancak edebiyat için çeyrek asırlık bir yazar olan Ayfer Tunç'un Dünya Ağrısı adlı romanı, kendisinin yazarlık hayatının 25. yılında okurla buluşmuş.

Roman, küçük bir Anadolu şehrinde yaşayan insanların yaşam hikayelerinden bir derleme niteliğinde aslında. Hayata çok daha farklı bir bakış açısına sahip olabilecekken, birden kendisini babasından miras kalan "otel"in işletmecisi olarak bulan Mürşit'in hikayesini anlatıyor bizlere Dünya Ağrısı. Şu hayatta yolcu olamayıp hancı olmak zorunda kalan Mürşit; babasının değerini bilemediğini düşündüğü dededen kalma "otel"i tek geleceği olarak gören oğlu Özgür; aşk kavramıyla belki de hiç tanışamamış ve evinden başka meşgalesi olmayan karısı Şükran; yıllardır bu "otel"den başka kimsesi olmayan Kibar ve bu küçük Anadolu kasabasında hayattan kaçmayı tercih etmiş, bu dünyada Mürşit'in dilinden anlayan belki de tek insan olan Madenci...

Ağır bir kış masalı olarak karşımıza çıkan Dünya Ağrısı; toplumdaki farklılıkların nasıl algılandığını, sürü psikolojisinin nelere mal olabileceğini gözler önüne seren garip bir ağrı öyküsü ve bir pişmanlık vesikası.

KÜNYE
Ad: Dünya Ağrısı
Yazar: Ayfer Tunç
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 336
Kategori: Roman - Yakın dönem Türk edebiyatı
Tür: Dram
"Mürşit zihnindeki kaos görüntülerinin etkisinden çıktı. Suç böyle bir şey diye düşündü, asla kendisiyle sınırlı kalmaz, geçmişi de ortaya döker, yeniden yazar, kuyruğuna başka şeyler takılır, devasa bir günah haline gelir." (s. 92) 
"Mürşit onları izlerken gözlerinin ve dudaklarının uçlarının aşağıya baktığını düşündü, hayatın bu adamları yere çektiğini. İnsanın yaşlandıkça kısalmasının nedeni bu, kemiklerin kısalmasıyla ilgisi yok, yerçekimi denen şey dünyanın yorgunluğu aslında, bizi yere çeken şey dinmeyen bu yorgunluk." (s. 111)

Ön okuma için buradan lütfen.


23 Ağustos 2015 Pazar

Merhaba!

Herkese kocaman bir merhaba!

Blog dünyasına adım atmaya karar vereli aslında uzun bir süre oldu diyebilirim. Ancak hem vakitsizlikten, hem de biraz tembellikten, hem de maymun iştahımdan kaynaklanıyor olsa gerek bir türlü doğru düzgün bir düzen içinde şu blog dünyasına adımımı atamamıştım. Ancak kısa bir süre önce "Kitap Ağacı" arkadaşlarımdan dilekizaruuss blog işine giriştiğini duyurunca bizlere; bu haber benim için de yeni bir başlangıca vesile oldu ve ben de "Küçük Gri Hücrelerim"i çalıştırarak birtakım işlere tekrar bulaşmaya karar verdim.

Bu kısa girişin ardından, lafı daha fazla uzatmadan, sizleri "Küçük Gri Hücrelerim"le baş başa bırakıyorum. Uzun soluklu bir blog işine bulaşmış olmanın heyecanıyla; burada kah okuduğum kitaplardan, kah izlediğim filmlerden bahsetmeyi; kah bir sene önce giriştiğim postcrossing tecrübelerimi ve koleksiyonlarımı paylaşmayı ümit ediyorum.

Şimdilik hoşçakalın!

Yazı sizinle olsun!