12 Ocak 2016 Salı

Kitap Yorumu #5 | Böğürtlen Kışı - Sarah Jio

Herkese merhaba!

2016'nın ilk kitabı ve yorumuyla karşınızdayım. Bu seneye kış temalı bir kitap okuyarak başlamak istedim, hem de uzun süredir kaçtığım ama aynı zamanda merak da ettiğim şu Sarah Jio kitaplarından birini okuyarak merakımı gidermek istedim açıkçası. Herkesin elinde bir pembe kitap, sürekli okuyorlar. Dedim ben de bir bakayım neymiş bu pembe kitap dedikleri şey. Hem de ülkemizde bir Sarah Jio hayranlığı almış başını giderken bir de ben okuyayım dedim.

Kitabımızın konusu ise şöyle: 1930'lu yıllarda Seatle'da bir otelde kat görevlisi olarak çalışan ve oğluyla çok zor şartlar altında yaşayan Vera, karlı bir mayıs gününde oğlunu kaybeder. Seksen yıl sonra ise yine bir mayıs gününde kar fırtınası Seatle'ı vurur ve bir gazeteci olan Claire'e bu olayı haber yapma görevi verilir. Claire ise kısa bir araştırmadan sonra küçük bir çocuğun seksen yıl önceki bu fırtınada kaybolduğunu öğrenir ve olayı çözmek için araştırmalara başlar.

Kitap bana çok yavan geldi açıkçası. Konu her ne kadar ilgi çekici gibi görünse de; basit tesadüfler, gereksiz alt hikayelerle kitap şişirilmiş, araya bir miktar romantizm katılmış ve bu basit tesadüflerle birçok olay bağlanıp çözüme kavuşturulmaya çalışılmış gibi geldi bana. Kitabın sonunu da başlarında tahmin ettim, aynı şekilde de çıktı zaten. :) Dolayısıyla beni pek tatmin etmedi kitap. Hatta kendi okuma rekorumu kırarak 2 günde bitirdim; ki normalde çok hızlı kitap okuyan biri değilimdir. Çerezlik ve kafa dağıtmalı kitap arıyorsanız ve bol vaktiniz varsa tavsiye ederim. Ancak okumazsanız da çok bir şey kaybetmezsiniz.

KÜNYE
Kitabın Adı: Böğürtlen Kışı
Orijinal Adı: Blackberry Winter
Yazarı: Sarah Jio
Çevirmen: Duygu Parsadan
Yayınevi: Arkadya
Sayfa Sayısı: 360
Tür: Roman | Romantik, Dram
İlk Yayım Tarihi: 2013
Etiket Fiyatı: 20 TL

Puanım: 5/10

Arka kapak
Kalbinizin derinliklerine işlenen acıyı, tek kelimeyle nasıl dile getirirsiniz?

"Canım Daniel'ım,

Kaybolduğun gün dünyam sona erdi, canım oğlum. Seni her kim alıp götürdüyse, seninle birlikte kalbimi, hayatımı da çaldı. Ben senin gülümsediğini görmek, kahkahalarını duymak, mutluluğunu paylaşmak için yaşıyordum."

Vera Ray 1933 yılının o karlı mayıs akşamında üç yaşındaki oğlu Daniel'ı son kez öptüğünü bilmiyordur. Her ne kadar oğlunu yalnız bırakma düşüncesinden nefret etse de hayatlarını devam ettirmek için çalışmak zorundadır. Tek avuntusu, gün ağardığında küçücük oğluna sarılacak olmasıdır. Ancak Vera geri döndüğünde karşılaştığı manzara, Daniel'ın boş yatağıdır. Bir de karlar içine gömülmüş olan oyuncak ayısı.

Seksen sene sonra Seattle yine mayıs ayında karlar altındadır. Köklü bir gazetede muhabir olan Claire Aldridge, bu doğaüstü olayı haber yapacaktır. Araştırmalarına devam eden Claire, küçük çocuğun bu zamana kadar sonuçlanmamış kaçırılma davasıyla karşılaşır. Evlat kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilen Claire, bu olayı çözmeye karar verir. Ancak çözdüğü her düğümün, onu Vera'yla olan bağlantısına yaklaştırdığından habersizdir…


Böğürtlen Kışı aşkı, umudu ve umutsuzluğu derinden anlatan muhteşem bir kitap. Bu öyküyü yüreklerinizden kolay kolay silip atamayacaksınız.

1 yorum:

  1. Sarah Jio hakkında aynı fikirdeyiz. Ben yazarın iki kitabını, Böğürtlen Kışı ve Mart Menekşeleri'ni okudum. Bütün kitaplarında aynı temayı işleyen basit bir anlatımı var. Okunacak o kadar kitap varken bir daha Sarah Jio okuyacağımı sanmıyorum.

    YanıtlaSil